Kısa Bilgiler

ORHUN ANITLARI

Kül Tegin: II. Türk hakanlığının (682-744 yılları) prenslerinden olup 684-731 yılları arasında yaşamıştır. Ağabeyi Bilge Kağan (683-734) ile bir çok savaşa katılmış, kahramanlıklar göstermiş, sonuçta da kahramanlığına karşı duyulan saygıdan dolayı cenazesine İstanbul'dan (Bizans) Xian'a (Chang'an, Çin'in o zamanki başkenti) varana değin bir çok ülkeden temsilciler gelmiştir. Böylesine ünlü ve kahraman olmasından dolayı da ağabeyi Bilge Kağan onun anısına bir yazıt diktirmiştir (732 yılı). Amcaları ve hakanlığın baş veziri olan Tunyukuk'un yazıtı tam olarak ne zaman dikilmiştir bunu bilemiyoruz. Bilge Kağan yazıtı ise 735 yılında dikilmiştir.

TARİHİMİZİN ANIT TAŞLARI

20 Ekim 1915 tarihinde, Müslümanların Halifesi Osmanlı Hükümdarı Sultan V. Mehmet Reşat Han, yeryüzündeki bütün Türklerin Hakanı sıfatıyla Danimarkalı dil âlimi Wilhelm Thomsen'i birinci dereceden Mecidi Nişanı ile ödüllendirir.

Türkiye'den binlerce kilometre uzakta eski Türk yurdunda Türklüğün şahadet parmakları olarak yükselen anıtlar, bulundukları günden bu yana bütün Türk dünyasının ilgisini üzerinde toplamıştır. Bu ilgi sadece Türk Dünyası ile sınırlı kalmamış, farklı milletlere mensup birçok bilgin için cazibe merkezi olmuştur. Türk kültürünün anıt eserlerinin başında gelen bu yazılı taşlar, aynı zamanda bütün insanlığın ortak kültür değeri olarak da tescillenmiştir.

Türk tarihinin en önemli belgelerinin başında gelen Orhun Anıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun üç önemli ismi ''Kül Tegin,'' ''Bilge Kağan'' ve ''Bilge Tonyukuk'' adına dikilen anıt mezar taşlarıdır. Bu anıtlarda yer alan satırları okuyan Danimarkalı dil bilgini Wilhelm Thomsen'in Sultan V. Mehmet Reşat Han tarafından ödüllendirilmesi, yakın tarihimiz açısından son derece önemli işaretler taşımaktadır. Bizi hareket geçiren işte bu işarettir; ''milletimizin ve kültürümüzün devamlılığı.''

ATATÜRK'ÜN NOTU

Kültürdeki süreklilik, milletin devamlılığı ilkesinin yegâne temel taşıdır. Kültür tekrar edildikçe çoğalır, güçlenir ve büyür. İşte bu sebeptendir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orhun Anıtları'na dair okuduğu kitapta, ''Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim bozabilir'' satırlarının yanına, ''Büyük Nutuk, işte bu cümleyi anlatmaktadır'' diye, bizzat kendi el yazısı ile not düşmüştür. 2001 yılında Bilge Kağan Hazineleri Türk bilim heyeti tarafından bulunmuş, 2007 yılında ise Karakurum - Orhun arasında Türkiye'nin yaptırdığı yol ve anıt alanında yine Türkiye tarafından müze açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinin derin izlerini taşıyan bu anıtlara sahip çıkmayı her dönemde büyük bir borç olarak kabul etmiş, bu borcunu layığı ile ödemek için elinden geleni yapmıştır.

''MAVİ GÖK İLE YAĞIZ YER ARASINDA'' ORHUN ANITLARI

Orhun Anıtları'nı önemli kılan nedenlerden biri de, tarihte Türk sözünün ve adının geçtiği ilk belge olarak kabul edilmeleridir. Orhun Anıtları'nı bir anlamda Türk Tarihi'nin antik dönem belgelerinin sonuncusu olarak niteleyebiliriz. Anıtlardan sonra farklı bir medeniyet anlayışı ve kültür çevresine geçilmiştir. Derin kökleri binlerce yıl öncesine kadar giden Türk Milleti Orhun Anıtları zirvesine gelene kadar, kendi evren, medeniyet ve dünyaya bakış açısını taşlar üzerine kazımıştır. Günümüze kadar ulaşan, taşlar üzerinde kaya resimlerinden başlayıp, dua ve dilek içeren metinlere kadar uzanan binlerle ifade edilecek belge ve kaya yazıtı vardır. Bugüne kadar tarih içindeki bu kıymetli hazine birçok akademisyen, araştırmacı ve yazarın gayreti ile farklı kitaplarda buluşma şansına erişmiştir. Poster seti çalışması, Türk tarihinin en önemli belgesi sayılan, Türklerin taşlar üzerindeki son sözü ve şahikası olan Orhun Anıtları'na gitme imkânını bulamayanlara, anıtları ve kısmen de olsa oraları görsel olarak anlatmayı amaçlamaktadır.